altıdan sonra etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
altıdan sonra etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Mart 2013 Cumartesi

Katilcilik – Altıdan Sonra Tiyatro

 Şubat-Mart'13



Esasında bu yazının taslağını yaklaşık bir, bir buçuk ay önce hazırlamıştım. Ancak geçtiğimiz günlerde başlayan “amatör tiyatrolar telifi tartışıyor”[1] kampanyası ve çeşitli yoğunluklar araya girince, yazıyı başlıklara göre ele alma ve yazıp düzenleme işi ancak bugünlerde mümkün oldu. Bu açıklamayı şu yüzden yapıyorum: oyunu 29 Kasım’daki prömiyerinden kısa süre sonra izledim, yaklaşık iki aylık bir sürede oyun daha da oturmuş ve üzerinde değişiklikler yapılmış olabilir. Bu yüzden değerlendirmelerimin ve yorumlarımın oyunun prömiyer sonrası halinin metni, oyunculukları ve sahnelemesi üzerine olacağını vurgulamak istiyorum.

17 Eylül 2012 Pazartesi

İrmik Hikayesi[Yokuş Aşağı Emanetler]


Eylül'12

                                                                                                                

            Altıdan Sonra...Lokstoff!...Kumbaracı 50...Yokuş...İrmik... hah!
Aradığım kelime: "irmik"...
            "Efendim, biz evde(öğrenci evi) üç kişi olarak yaşamlarımızı idame ettirmekteyiz. Bir arkadaşım, öğrenci değil, civardaki bir cafede sigortasız aşçılık yapıyor. Diğer ev arkadaşım, kendini yaban ellere, gurbet memleketlere, acı vatan Almanya'ya attı staj yapmak için... Bu kendini yaban ellere atan kardeşim, günlük glikoz ihtiyacının %85'ini çaya attığı şekerlerden karşılar. Kafası çalışan bir tip olduğu göz önüne alınırsa, tükettiği çay ve harcadığı glikoz miktarının epey yüksek olduğu söylenebilir. Durum bu iken evimizin şeker tedarikçisinin "stajyer" arkadaşımız olduğu bilinen bir gerçektir. Son üç aydır kendisinin yokluğundan dolayı şekere gereken önemi vermediğimizden şekersiz çaya alışma raddesine geldim ki tadıyla içmedikten sonra çayı neyleyeyim diyenlerdenim. Gelelim on gün öncesine. Yine eve şeker almayı unuttuğumuz bir gün gece 11 sularında dışarıda çay içmekteyiz. Çaya şekerlerimizi atarken ertesi gün kahvaltıda ihtiyacımız olan şekeri, çay içtiğimiz yerden fazladan 2-3 adet küp şeker alarak tedarik ettik. Eve geldiğimizde, saat 12 sularında, aşçı arkadaşımın tatlı krizi baş gösterdi ve irmik kavurmaya karar verdi. (tatlı yapmayı beceremeyen bir aşçı olduğu göz önüne alınsın lütfen) Evde var olan irmik(evet, öğrenci evinde irmik var), süt ve yağla işine başladı. Fıstığa gelince biranın yanına aldığımız fıstıklar bu işe pek uygun değilmiş!!! İhtiyacı olan şekeri yanımıza aldığımız küp şekerlerden karşıladı. Lise hayatında yatılı okuyup saksı kabında puding hazırlamaya çalışan bir birey olarak küp şekerle irmik kavurma düşüncesi bana pek sıra dışı gelmemişti. Ta ki bu ikinci irmik deneyimizin de fecaatle sonuçlanıp ortaya ağızda dağılan kum hissiyatı veren bir tatlı çıkıncaya dek.(Not: Ertesi günkü çayları da şekersiz içtik)... "
            İşte bu benim "irmik hikayem"... Yazının asıl konusu ise Altıdan Sonra Topluluğu&Lokstoff'un irmik hikayesi...

26 Mart 2012 Pazartesi

Kapitalizmin Kod Numarası “444”

21.02.2011

Kim neyi ne kadar hatırlıyor?
Hafıza-i beşer nisyan ile malûldür sözüne karşı durmak isteyen insanlık bu mücadelede teknolojiyi ne kadar kullanıyor? Online notlar, elektronik ajandalar, birbiri ardına kaydedilen hatırlatmalar… Günlüklerin terk edildiği çağda o günden bize ne kalıyor…
Yiğit Sertdemir’in kaleminden çıkan Yaman Ömer Erzurumlu rejisiyle Altıdan Sonra Tiyatro topluluğunun sahneye koyduğu 444 bu konularda biraz kafa patlatmak için güzel bir vesile oluyor. Oyunun konusuna ve akışına kabaca göz atacak olursak, “Hatırlatma Merkezi” olarak çalışan bir çağrı merkezinde gece vardiyasında iki kişi çalışmaktadır. İş yerinde daha kıdemli olan kadın (Gülhan Kadim) ve işe yeni giren erkek (Yiğit Sertdemir) vardiya başladıktan bir süre sonra bir karışıklıkla karşılaşırlar. Ülkedeki bütün çağrı merkezlerinin telefonları bu “Hatırlatma Merkezi”ne yönlendirilmiştir. İşler karışmaya başlar. İkili eğer durumu idare edebilirlerse patronları tarafından takdir edileceklerini ve ikramiye ile ödüllendirileceklerini düşünürler. Bir müddet sonra 4 milyon kişinin hatırlatma kaydı olan arşiv elektronik ortamdan yok olmuştur. Arşiv daha sonra geri gelir fakat bazı değişikliklerle…

Şşş… O.B.E.B. !

10.01.2011

Altıdan Sonra Tiyatro, O.B.E.B oyununu 8 Ocak Cumartesi günü Kumbaracı50 sahnesinde bir kez daha sergiledi. Oyun topluluk tarafından ilk kez 2004-2006 aralığında oynanmış. Künyesine göz atacak olursak:
Yazan-Yöneten: Yiğit Sertdemir
Oynayanlar: Aslı Can Kortan, Ebru Gözdaşoğlu, Erkan Kortan/Onur Kahraman, Gülhan Kadim, Seda Özen Yürük , Yiğit Sertdemir/Ömer Erzurumlu
Kostüm ve Sahne Tasarımı: Gamze Kuş
Işık Tasarımı: Yiğit Sertdemir
Özgün Müzik ve Efekt Tasarım: Erhan Yürük
Prodüksiyon 2 perde, 135 dakika halinde sergileniyor. Oyunun konusu kabaca, 1970’li yıllarda bir psikolog ve yardımcısı tarafından, birbirinden farklı dört kadının psikodrama yöntemiyle “merkezce” belirlenen hedeflere yönlendirilmesini anlatan bir “komplo teorisi” niteliğinde.