Ekim'13
Mimesis Söyleşi / Türkiye’de, Mersin
ve İstanbul Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü ve Sanat Yönetmenliği
görevlerinde bulunmuş, opera üstüne çeşitli dergilere eleştirileriyle
katkı sağlayan, öğretim görevlisi olarak Mimar Sinan Devlet
Konservatuar’ında yer alan ve yıllardır bir çok operada başarılı
temsiller vermiş ve emekleri uluslararası alanda çeşitli kurumlarca
ödüllendirilmiş bir isim Suat Arıkan. Kendisiyle Narodni Divadlo’nun
(Çek Devlet Tiyatrosu-Operası-Balesi) Don Giovanni Operası’na misafir
sanatçı olarak davet edilmesi üzerine Brno’da bir söyleşi
gerçekleştirdik.
21 Ekim 2013 Pazartesi
Suat Arıkan Söyleşisi - "Opera İnsanlığa Yapılan Yatırımdır…"
Etiketler:
bilal akar,
brno,
devlet operası,
don giovanni,
mozart,
narodni divadlo,
opera,
söyleşi,
suat arıkan
27 Eylül 2013 Cuma
Söylemden Gerçeğe: Revizor&Müfettiş
Eylül'13
Söylemek; dile dökmek, tanımlamak
sınıflandırmaktır. Görüneni, zahiriyi ve imgelemindekini betimlemek,
kendi algınla tespit etmek ve yerleştirmektedir. Söylem bir anlamda
gerçeğin yaratıcısı ve o ateşin en geniş körüğüdür. Kendi kendinize bile
söyleyemediğiniz şeyleri silikleştirmeye başlarsınız. Farz-ı misal,
nefret kelimesi lügatinde yoksa yavaş yavaş sönümlenir zira tarif
edemezsin.
Pollyanna’cılık oynamaya da gerek yok,
boka gül diyerek onu güzel kokutamazsın ama herkesin kaçtığı o kokunun
yanı başında kendini kandıra kandıra oturursun. Karşındaki kendini tarif
etmiyorsa senin yaptığın tarif kendi algılarınla kısıtlıdır. Hele ki
bir iktidar mekanizmasıysan tarif etmek, tanımlamak, okunur kılmak
zorundasındır. Örneğini Gezi eylemleri sonrasında gördüğümüz iktidar
afallaması ve iktidarın kitleyi tanımlama çabasının uğradığı azizlikler
bu yüzden bana ayrı bir keyif veriyor. Her neyse, Gogol’ün Müfettiş’i de
az çok benzer bir düşünme yönteminin sonucunda izleyebileceğimiz bir
olaylar silsilesi ile karşımıza çıkıyor.
18 Eylül 2013 Çarşamba
Romeo A Julie
Geçtiğimiz gün Brno’da bir “Romeo ve
Juliet” temsili izleme imkanım oldu. Oyun dair izlenimlerimi paylaşmadan
önce Brno’nun teatral hayatına dair birkaç ayrıntı vermek istiyorum.
Brno, Çek Cumhuriyeti’nin güneyinde yaklaşık 300 bin nüfuslu bir şehir.
Mimari ve planlama açısından Doğu Avrupa ile Batı Avrupa tarzlarının bir
karışımı denilebilir. Yerleşimlerin çoğu Sovyet mimarisinin
özelliklerini taşısa da tahmin edilebileceği gibi, kiliseler, müzeler,
üniversite-devlet binaları ve özellikle tiyatrolar daha önceki
dönemlerin Alman mimari anlayışını yansıtıyor. Şehirdeki tiyatro sahne
sayısını tam bilmesem de farklı büyüklüklerde yaklaşık 7-8 tane sahne
mevcut. Hemen her gün çeşitli oyunlar, operalar ve müzikaller
gösterimde. Bu çeşitlilik sadece Çek tiyatrosunu değil dünya
klasiklerini ve henüz klasik olarak adlandırılmayan popüler yapıtları da
ihtiva ediyor.
Etiketler:
bilal akar,
brno,
çek tiyatro,
edison,
Jakub Šafránek,
Magdaléna Tkačíková,
mahen theatre,
mahenovo divadlo,
Martin Hilský,
narodni divadlo,
romeo a julie,
shakespeare,
tesla,
Zdeněk Černín
14 Temmuz 2013 Pazar
Antik Yunanda Belagat ve “Erkek”lik
Temmuz'13
Bu yazıda Antik Yunan toplumunda konuşma
ve belagatin toplumsal bağlamda nerelere tekabül ettiğine dair çeşitli
metinlerden örneklerle bir çıkarsama yapmaya çalışacağım. Her ne kadar
toplumsal, felsefi ve edebi bağlamda çok geniş bir konu olsa da ele
alacağım örnekler en azından konuya bir giriş mahiyeti taşıyacaktır.
Etiketler:
antigone,
antik yunan,
aristofanes,
belagat,
bilal akar,
erkeklik,
Fitzgerald,
homer,
homeros,
kreon,
kuşlar,
odyssey,
poetika,
richard sennett,
sommerstein,
suna ertuğtul
27 Haziran 2013 Perşembe
Brecht'in Sezuan'ı ve Anlatının Farklı Yorumları
Mimesis Sayı:20
Sezuan'ın İyi İnsanı,
Bertolt Brecht'in sanatsal estetiğini, ve sürekli olarak araştırdığı
tiyatro-seyirci ilişkisini ve ulaşmak istediği tiyatro anlayışını temsil etmeye
aday büyük oyunlarından biridir. Bir Marksist olan Brecht'in tiyatroda var
etmeye çalıştığı kapitalizm eleştirisini sistemik açıdan en iyi şekilde ihtiva
eden oyunlarından olan Sezuan'ın İyi İnsanı
her ne kadar Brecht rejisiyle sahnelenememiş olsa da, yazarın uzun yıllar
üzerinde çalıştığı ve oyunda yer alan anlatıyı farklı edebi metinlerinde
denediği bir oyundur. Bu bağlamda Brecht'in tiyatro anlayışının olgunluk dönemi
özelliklerini taşıyan bir oyun olma niteliğine haizdir.
Bu yazıda, Brecht’in Sezuan'ın İyi İnsanı adlı oyununun ve
oyunda yer alan tiplemelerin dramaturjik çözümlemelerini ve oyunun farklı
dönemlerde sahnelenmiş üç farklı yorumunun değerlendirmesini yapacağım. Örnek
olarak ele alacağım yorumlar: Giorgio Strehler yönetiminde sahnelenen 1981
tarihli Piccolo Teatro yorumu,[1] Yücel
Erten yönetimindeki 2012 tarihli İstanbul Devlet Tiyatrosu yorumu ve Boğaziçi
Üniversitesi Oyuncuları (BÜO) 2012 tarihli yorumu olacak.
Etiketler:
althusser,
barış zeren,
bertolt brecht,
bilal akar,
boğaziçi üniversitesi oyuncuları,
büo,
dramaturji,
mimesis 20,
piccolo,
sezuanın iyi insanı,
shen te,
shui ta,
strehler,
yücel erten,
Zeynep Ekin Öner
24 Haziran 2013 Pazartesi
Biz Küçükken Babamla Oyunlar Oynardık
6 Haziran 2013
“Franz Kafka’nın baba figürü bende devlet olarak yerini almış olabilir. Kafka’nın
babası, oğlunu yaralamıştır. Bizim de ömür boyu karşımıza dikilen,
şiddete şehvetle düşkün, sömüren, ürpertici olmaktan yılmayan, barış ve
sevecenlikten nasibini almamış tanrı-devlet var. Size
işkence etmesine bile gerek yok, kendini seyrettirerek verdiği gözdağı
yeterlidir. Milyonlarca insanımız bu uğurda mücadele ederek yaşamış ve
ölmüşlerdir ana bir adım ilerleme olmuş mudur? Franz Kafka’nın babası
hepimizin babasıdır: Sakatlayan, hadım eden, alt edilmek korkusuyla
delice geberten
baba.”
Leylâ Erbil
Etiketler:
ayşe selen,
babama mektup,
bilal akar,
biz küçükken babamla oyunlar oynardık,
can merdan doğan,
cüneyt yalaz,
iktidar,
kafka,
leyla erbil,
metin göksel,
oğuz atay,
oidipus,
tiyatro boğaziçi
4 Haziran 2013 Salı
Bu Yazı Gez . . . Sonra Devam Ederim
Haziran'13
Bu sadece bir “gezi” yazısı değildir, oturup saatlerce analiz edecek bir yazı da.
Sanat dünyasının, tiyatrocuların konumu anlatacak bir yazı da değildir.
Gezi parkı, meselesi dikilecek sökülecek ağaç hesaplamalarıyla da tartışılamaz.
Taksim’de para ödemeden, para ödeyemeyenlerin oturabileceği tek yerdir.
Topçu Kışlası, bir neoliberal şehir politikasının, soylulaştırmanın bir parçasıdır.
Ancak zannetmiyorum ki bütün karşı çıkışlar bundan kaynaklıdır.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





