13 Aralık 2012 Perşembe

2026′da Görüşürüz Brecht!

Aralık'12

Önümüzdeki yıllarda bir üniversite tiyatrosu olan BÜO’da (Boğaziçi Üniversitesi Oyuncuları’nda) yaşanabilecek bir “oyun seçme” tartışmasına dair küçük bir kurgu yapmak istiyorum.
———————————————————————————————————-
Bir sonraki sene için üyelerce seçilen oyunlar projelendirilmiş, dramaturjilerine, ele aldıkları meselenin ne derece kulübün gündeminde olduğu veya olmasının amaçlandığına, grubun kadrosuna uygunluğuna, eğitim-araştırma-çeviri alanlarında gruba kazandıracağı teatral deneyime vb. çeşitli kriterlere göre değerlendirilmiş, tartışılmıştır. Toplantı devam etmektedir.
– > Bir saniye arkadaşlar, “telif” meselesi ne olacak?
(Sessizlik)
– > Haydi bakalım, sil baştan… Sayalım bakalım isimleri.
– > Shakespeare : Bu olur, öleli 70 yılı geçti.
– > Lorca: 36′da öldürüldü o, geçti 70 yıl, olur olur. Neredeyse Franco’ya rahmet okuyacağız hale bak!
– > Aristophanes: Onu oynarız da çevirdiğimiz makalelere müstehcen diye saldırıyorlar, araştırma ayağı aksar.

– > Vasıf Öngören: Adam ben doğmadan beş sene önce ölmüş, olmaz o.
– >Martin Mcdonagh: Yazar 70′de doğmuş, 70 yıl önce ölmemiş…
–> Ödön Von Horvath: Bak onu ucu ucuna yakalıyoruz, olur o.
– >Özen Yula: Bir iki seneye ölse, ölür mü acaba? Ya da abi, ecelini beklemeden inisiyatif alıp öldürsen, sen hapisten çıkana kadar oynarız. Mümkünse öldürmeden önce şöyle yaklaşık 30 kişilik bir oyun da yazdırıver.
–> Kendi oyunlarımızdan mı oynasak: Bu seneki kadro durumuyla yeni metin yazmak zor, eski oyunlarımızın da “rererereprodüksiyonunu” yapmayalım.
–> Brecht oynayalım yine.
–>2012′de üniversiteden parasını aldılar onun, sıkalım dişimizi 2026′ya ne kaldı.
–> Bence Brecht‘i oynarız, afişe “Ajans kurmanın yanında ajans soymak nedir ki?” yazsak?
–> Ajansın oyunları okuduğunu falan mı sanıyorsun sen, slogan sanırlar, bir de hırsızlıktan dava açmaya kalkarlar.
–>Buldum!!! “Rosenbergler Ölmemeli” oynayalım. İki ucu boklu değnek. Gerisini ONK Ajans düşünsün. ni ha ha ha…
————————————————————————————————————-

Bu tahayyülü bir kenara bırakacak olursak;

Geçtiğimiz ay, BÜO olarak, TAKSAV tarafından düzenlenen 17. Ankara Uluslararası Tiyatro Festivali’ne eğitim prodüksiyonu olarak ele aldığımız Brecht’in “Sezuan’ın İyi İnsanı” oyunuyla katılacak olduğumuzda, oyunumuz ONK Ajans LTD.ŞTİ. tarafından “telif ücreti” ödemediğimiz gerekçesiyle engellenmek istenmişti. Konunun hukuki boyutuyla ilgili kısa bir bilgi için ilgili habere göz atılabilir.[1] Grup olarak “kar amacı gütmeyen”, “amatör” bir tiyatro grubu olduğumuzu belirterek Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun ilgili maddesi uyarınca telif ödeme sorumluluğundan muaf olduğumuzu söylemiştik. Bir vakıf olarak kar amacı gütmese bile TAKSAV’ın festivalinin “biletli” olduğu söyleyen ajans bu savımızı kabul etmemişti. Bir öğrenci kulübü olarak yasalar karşısında tüzel bir kimliğimiz var olmadığından ONK Ajans, muhatap olarak Boğaziçi Üniversitesi almış ve yapılan görüşmeler sonucunda Boğaziçi Üniversitesi Rektörlüğü’nce ajansa telif ücreti ödenmiştir. Bu sorun sadece BÜO ile sınırlı kalmamış ancak farklı durumlarda farklı işleyişler gerçekleşmiştir. Bu muğlak durumda, telif ve oyun oynama izinleri konusundaki düzenlemelerde bir “kaçak inşaat” hukuku uygulanmıştır.

Üniversite tiyatrolarının gündemine uzaydan yapılan bir antre gibi gelen bu konu üzerine, grupların sanatsal üretimlerini ve bu üretimlerin kamusallaşmasına yönelik böyle bir engellemeye karşı neler yapılabileceğini tartışmasının başlamış olması umut verici. İlgili kanunun, amatör tiyatroların oyunlarının seyirciyle buluşmasını engelleyecek biçimde yorumlanmasının kabul edilemez olduğu ve bu durumun üniversite tiyatrolarına büyük bir darbe halini aldığı ortaklaşılan bir görüş. Meselenin teknik, hukuki boyutunda çok fazla boğulmak istemiyorum  çünkü politik ve etik bağlamda yapılması gereken tartışmaların daha önemli olduğu kanaatindeyim.

Ödenekli tiyatroların,özel tiyatroların yanında amatör tiyatro topluluklarının ki özellikle üniversite tiyatro gruplarının sene boyunca azımsanamayacak sayıda seyirciyle buluştukları bir gerçektir. Gruplar sadece kendi kampüs seyircileriyle değil, çeşitli üniversite tiyatro şenlikleri, farklı festivaller aracılığıyla çok daha çeşitli bir seyirci profiline sahiptirler. Yaptıkları teatral üretimle böyle bir canlılık yaratan grupların, bu üretimlerinden “kâr” elde etmedikleri de göz önüne alınırsa piyasacı bir anlayışla telif ödemek zorunda bırakılmaları en hafif tabirle etik sınırları zorlamaktadır. Hele ki tiyatroyla ilişkisi, telif haklarına haiz oldukları oyunların kendilerinden habersiz oynanıp oynanmadığını “google” aracılığıyla kontrol etmekle sınırlı olan bir ajansın bu konuda karar merci olması acı bir durumdur. Tiyatroda özerklik tartışmalarının yapıldığı bir dönemde, “kâr elde etme amacı olmayan” ismiyle müsemma, amatör bir tiyatronun Brecht oyunu sahnelemek istediğinde, telif sebebiyle oyununu sadece kendi kampüsüyle sınırlı tutmaya zorlanması nereden bakarsanız bakın hem Brecht’e hem tiyatroya hem de seyirciye bir ayıp, haksızlık ve ukalalıktır.

ONK Ajans’ın resmi sitesinde[2] tiyatro haklarıyla ilgili ONK Ajans için “tiyatro alanında tek yetkili kuruluştur” denilebilir. ibaresi yer almakta. Amatör tiyatroların oyunları, teatral üretimleri, emekleri bir “limited şirketi”nin iki dudağının arasına, daha doğrusu doldurulmaya çalışılan cebine bırakılamayacak kadar önemlidir. Bu durum sadece amatör tiyatrolar için değil tüm tiyatro camiası için yüz kızartıcıdır.

Boğaziçi Üniversitesi Rektörlüğü’nün def-i bela kabilinden ONK Ajans’a telif ödemesi yapmış olması konuyu kapatmamıştır. Neoliberal algının amatör tiyatrolar üzerindeki bu tezahürü, tekerrür etmeyecek şekilde tasfiye edilene kadar bu konu gündemde kalacaktır. Bu süre içinde oyunların oynanıp oynanmaması hakkında söyleyeceğim son söz şudur:
“Ferman ONK Ajansın, sahneler bizimdir!”



[1] ONK Ajans’tan “Tuhaf” Talep! http://mimesis-dergi.org/2012/10/onk-ajanstan-tuhaf-talep/
[2] http://www.onkajans.com/about.php?page=aboutus (10.12.2012)

1 yorum: