26 Mart 2012 Pazartesi

Üniversite Tiyatrolarında “Koro” Kullanıma Dair Notlar

2011



2010-2011 senesi içerisinde BÜED(Boğaziçi Üniversitesi Edebiyat Kulübü) Drama Komisyonu olarak yaptığımız Antik Yunan Tiyatrosu çalışmaları bağlamında “koro” nun bir tiyatro oyunu içerisinde var oluşuna dair bir tartışma yürüttük. Bu yazı güncel yorumlarda “koro” nun nasıl yer ettiğine dair bazı gruplar üzerinden gözlemler taşımaktadır. Bu alanda söz söyleyebilmek için oyunların dramaturjisinin, sahnelemelerinin ayrıntılı olarak incelenmesi gerekmektedir. Ancak bu yazıda böyle detaylı bir incelemeye girişmeden, üniversite tiyatrolarının pratikleri üzerinden bazı yorumlarda bulunacağım. Bu kapsamda Boğaziçi Üniversitesi Oyuncuları’nın “Lysistrata” ve “Kadınlar Meclisi” oyunlarını, Ege Üniversitesi Tiyatro Topluluğu’nun “Ayak Bacak Fabrikası” oyununu, Anadolu Üniversitesi Yaşayan Tiyatro grubunun “Midas’ın Kulakları” oyununu ve İTÜ Taşkışla Sahnesi’nin “Antigone” sini inceleyeceğim.
Antik Yunan tiyatrosunda koronun var oluşuna dair kısa bir bilgilendirme yapmakta fayda görüyorum. Bilindiği üzere tragedya kelimesi “tragoida” dan gelir, Tragos(keçi) ve Oidie(türkü) kelimelerinin birleşimidir. Başlangıçta Dionysos şenliklerinde sadece koral performanslar vardı. Giderek bu koroya tiplemelerin de eklenmesiyle oyunlar farklı bir teatral yapıya büründü. Komedyanın ortaya çıkmasından sonra bu oyunlarda da sahneleme ve kurgusal bazda önemli bir yerde duran koro, eski komedya-orta komedya-yeni komedya sürecinde tiplemelerin ön plana çıkmasıyla belirleyici işlevini yitirdi. Bu durum, günümüzde yer alan korolu oyunların sahnelemelerinde ve yazımında önemli bir etkendir.
Öncelikle Ege Üniversitesi Tiyatro Topluluğu’nun 2010 yılında sahnelediği metni Sermet Çağan’a ait olan “Ayak Bacak Fabrikası” nda yer alan koro ile tartışmaya başlayabiliriz. Oyunun yapısından ötürü “koro” sahneleri bağlayıcı bir işlev üstlenmiş durumdadır. Sahne geçişlerindeki şarkıları koro formunda yorumlamaktadırlar. Bunlara halk odağı da diyebiliriz. Oyun boyunca halk sürekli manipüle edilen bir odaktır. Ana eylemi edilgendir. Bu suretle kendini bir eylem çizgisinde tanımlayamamaktadır. Grubun ön oyun olarak eklediği yerde de koro tarzı ortak söz söyleyen insan topluluğu olarak bulunmaktadır. Bu duruma koronun eklektik kullanımı diyebiliriz. Epik algı açısından koronun seyirciyle kurduğu doğrudan ilişki onaylanabilir, ancak bu Brecht’in başlarda kullandığı yabancılaştırma efektlerine benzemekte ve estetik yönü nispeten göz ardı edilmektedir.
İkinci bir koral form ise Taşkışla Sahnesi’nin 2011 yılında sahnelediği “Antigone” içerisinde yer almaktadır. Grup Sofokles, Brecht, Anouilh’in metinleri arasından Sofokles’in metnini seçmişti. Bu antik tragedyada koro söz söyleyen ve olayları yorumlayan bir konumdadır. Grup bu yorumlama aksiyonunu, oyunun içerisinde de var olan tavır almayı keskinleştirerek sahnelemiş. Koro hem yargıç, hem seyirci hem de tebaa görevlerini üstlenmiş. Tragedyanın yapısı gereği oyunda dramatik çatıyı kuran koro değil diğer tiplemelerin eylemleri. Bu suretle koronun oyuna eylemsel temelde bir müdahalesi bulunmuyor. Grup, dramaturjide ve metnin akışında yaptığı birçok değişikliğe rağmen bu odak için bu anlamda bir değişikliğe gitmemiş.
İATG(İstanbul Amatör Tiyatro Günleri) kapsamında izlediğim son grup ise Anadolu Üniversitesi Yaşayan Tiyatro idi. Güngör Dilmen’in kaleme aldığı “Midas’ın Kulakları” oyununu oynadılar. Koro yorumu diğer gruplarınkinden biraz daha ayrışıyordu. Yine bir aksiyon çizgisi olmasa da koronun sahne aralarında veyahut sahnelerde icra ettiği eylemler “eyleyen koro” mantığına daha yakındı. - bu kavramı BÜO’nun oyunlarını irdelerken açmaya çalışacağım – koronun diğer odaklarla olan ilişkisi, söylentiyi yayması gibi eylemler hem koroyu atıllıktan kurtarmış hem de oyunun ritmine izlenirliği kuvvetlendiren bir şekilde etki etmişti.
Boğaziçi Üniversitesi Oyuncuları’nda 2 senedir devam eden antik yunan komedyası çalışmalarının sonucu olarak ortaya çıkan “Lysistrata” ve “Kadınlar Meclisi” oyunlarında ise koro yukarda bahsettiğim koroların kullanımından oldukça farklıydı. Grup koroları “eyleyen koro” olarak kodlamıştı. Yani koro oyunun temel eylemini gerçekleştiren odaktı. Her ne kadar yazılı metin buna izin verse de bu yorumun güçlendirilmesi için oldukça yerinde müdahaleler yapılmış. Örneği “Lysistrata” oyununda erkek korosu iktidarını ele almak için kadınlara karşı kaba kuvveti dener. Akropolisi yakmaya gider, orada savaşırlar. Üstelik bu oyunda kullanılan koro şarkıları eylemin tamamlayıcısı, eylemin içinden çıkan birer şarkı olma niteliğini taşımaktadırlar. Eylemin yaratıcısı ve sürdürücüsüdürler. Oyunun genel aksiyon çizgisi koroya bağlıdır. Koronun oyunun başından sonuna oluşturulmuş bir eylem akışı bulunmaktadır.
Oyunlarla ilgili yaptığım bu küçük gözlem, koro odağını ihtiva eden diğer oyunları izlerken yararlanılabilir. Bu oyunlar arasında koral açıdan bakıldığında “eyleyen koro” mantığı hem sanatsal estetik açısından hem de sahneleme açısından diğer seçeneklerden daha iyi bir yerde durmaktadır. Bu kısa yazı, yüzeysellik ve acemlik kusurlarını aşıp seyircinin kafasında koronun kullanımına dair farklı bir çerçeve oluşturabildiyse az çok amacına ulaşmış demektir. Bu konuyu daha ayrıntılı işlemek koral formu anlamak ve anlamlandırmak açısından elzemdir.

1 yorum:

  1. Bu yazı aynı zamanda BÜED Yazınca edebiyat dergisinde yayınlanmıştır...

    YanıtlaSil